Her zaman yaptığının dışında bu sefer iş çıkışı arkadaşlarıyla bir kulübe gitmişti. Böyle bir ortam pek tercihi olmazdı. Ama o akşam farklı biri olmak istemişti. Kalabalık ortamalarda genelde hissettiği gerginliği hissedeceğinden endişelenmişti. Bu tür ortamların onu ne kadar zorladığını bilse de yine de gelmek istemişti, denemek istemişti. İçinde onu bugün buraya çeken bir şey vardı sanki. Kapıdan içeriye girdiği anda etrafa göz gezdirdi. Herkes kendi keyfine bakıyordu. Arkadaşlarıyla uzun masalardan birinde biralarını içmeye başladılar. Birinci birasının sonuna gelmeden dans etmeye başladı. Önce olduğu yerde dans ediyordu. Tempoya uyum sağlıyordu. Ortama yabancı gibi görünmemeye çalışıyordu. Bir iki şarkı sonrasında bildiği ve sevdiği bir şarkı çalmaya başladı. Etrafa karışmak istiyordu. Korkmasına rağmen ufak adımlarla ritme eşlik ederek orta alanlara geldi. İlk başta kalabalıkta kendine alan açmakta zorlandı. Fakat kendini şarkıya bıraktığında, o alan kendiliğinden açıldı. Tro...
Sıkıcı bulduğunuz bir insanın aslında size açılmadığı için öyle geldiğini ilk ne zaman fark ettiniz ya da sizinle iyi vakit geçiren, sizi eğlenceli bulan birçok kişi olmasına rağmen biri tarafından sıkıcı bulunduğunuzu? Başkaları hakkında ne kadar sıklıkla kısa yoldan hızlı yargılara varırsınız? Başkalarının sizin hakkınızda peşin hükümde bulunması ne kadar canınızı yakar? Şu dünyada insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün ben olduğum kişiyim demek her ne kadar bizi ayakta tutsa da birçok şey gibi bunun da dozunu aşmamak gerekiyor aslında. Bizler sosyal canlılarız ve toplum içinde yaşıyoruz, insanlarla etkileşime giriyoruz. Her bir insan bizim hakkımızda farklı bir fikre sahip olabilir. Herkese aynı hissettirmeyiz. Hakkımızda düşünülen birçok şey karşımızdaki kişi hakkında bir bilgi taşır çoğunlukla. Fakat kim olduğumuz diğer insanların algılarından bağımsız mıdır gerçekten de? Peki ya insanlara hissettirdiklerimiz? Birinin fikrinin doğru ya da yersiz olduğunu ileri sürebili...