Ana içeriğe atla

Rüyalar


Rüyalarım bazen film gibi oluyor. Uyanıkken aklımda kuramayacağım, bütünlüğünü sağlayamayacağım hikayelerde buluyorum kendimi. Keyifli de oluyor. Beynimiz ne kadar ilginç şeyler beceriyor, bazen korkulacak dereceye ulaşsa da. Rüyada gördüklerimiz algılarımızı etkiliyor, bazen gerçeklikte kendiyle uyuşacak bir şey buluyor ve işte o anda rüyada gördüğünüz şey gerçekmiş gibi yaşanıyor. Gerçeklikte duyumsadığımız şey rüyamıza giriyor, rüyada algıladığımız şey gerçekliğe kayıyor. 

Stephen King gibi rüyalarımı kaleme alabilsem ne kadar güzel olurdu. O bir anda kendimi içinde bulduğum dünyalardan romanlar çıkarabilsem, somut bir şeye dökebilsem. Burada bellek, bilinç ve bilinçaltı devreye giriyor işte. Uyandıktan saniyeler sonra kendini o kadar içinde hissettiğin dünya soluklaşıyor, uzaklaşıyor, ayrıntıları yitiriyorsun, silikleşiyor. Daha da ilginci yazmaya hiç yeltenmediğim türde dünyalara gidiyorum, fantastik maceralar yaşıyorum. Bazen içinde bulunduğum dünya karanlık ve distopik de olabiliyor. Ama yine de beni korkutmuyor. Film izler gibi merak ve heyecanla deneyimliyorum bu dünyayı. 

Tabi içinde bulunduğunuz psikolojik durum da gördüğünüz rüyaları etkiliyor. Eskiden rüyalarım parça parça, algılaması, anlam çıkarması zor şeylerdi. Son zamanlardaysa işte sanki bir filmden kesitler izliyormuşum gibi rüyalar görüyorum. Ne değişti acaba? 

Beni en çok şaşırtan şeylerden biri de bazen rüyanın içinde hatırlama durumu yaşıyorum. Yani, rüyada olduğunu hatırladığım, hmm bu böyleydi o yüzden böyle oldu, gibisinden yorumda bulunduğum anlar oluyor. Fakat bunlar rüyaya özgü hatıralar, gerçeklikte bir payı olmayan bir durum. Uyandığınızda her şey siliniyor, günlük hayatınıza devam ediyorsunuz. 

Bazen de günlük hayatta rüyaya ait bilgilerin hatırıma geldiği zamanlar oluyor. Durup bir an düşündüğüm oluyor böyle zamanlarda “Bunları yaşadım mı yoksa rüyada mı oldu?”. İşte tam bu nokta bana her zaman ufak bir korku yaşatıyor. Kontrolü kaybetme korkusu, gerçekliği ayırt edememe korkusu. Bu nedenle uyandığım zaman her ne kadar içinde bulunduğum o değişik dünyanın kalıntılarını kaybetme konusunda hüzünlensem de hemen ait oldukları yere gitmelerine izin veriyorum ve gerçekliğe dönmenin hissettirdiği güvenlik duygusuyla güne başlamaya hazırlanıyorum. Günlük belirli bir düzeniniz, yapmanız gerekenler varsa ve en önemlisi de günlerinizi bir amaç doğrultusunda geçiriyorsanız gerçekliğe dönmek daha kolay oluyor. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bir arkadaşın var

 Bazen acı çekersiniz, anlaşılmak istersiniz ama karşı tarafta bir yankısını bulamazsınız ya, en yakınlarınızda bile. Sonra bir kitap okursunuz, bir şarkı dinlersiniz. Bağ kurarsınız yazarla, şarkıcıyla ya da her kimse. Uzaklarda yaşıyordur, başka bir dili konuşuyordur, hatta ölmüştür çoktan. Fakat günlük hayatta yanınızdan geçip gidenlerden daha yakın hissedersiniz kendinizi ona. Birbirinizin yalnızlığını tanırsınız. Bu hissi paha biçilemez buluyorum.  Lady Gaga'nın bu performansını açıp tekrar tekrar dinliyorum. İçimdeki arkadaşlık hissini hayallerle canlı tutmamı sağlıyor. Başında yaptığı konuşma da beni çok etkiliyor. Bu yüzden her defasında dinlerken o konuşmayı da atlamıyorum kesinlikle. Tam da yukarıda konuştuğum şeyi anlatıyor aslında. Diyor ki; lise zamanlarımda çok zorlu geceler geçirirdim, kaygı içerisinde. Ertesi gün okula gitmek ve dünyayla yüzleşmek istemezdim. İşte o zamanlar bütün gece babamın odasına kapanır ve bu şarkıyı dinlerdim. Ve ekliyor; Carol (Carol Ki...

Arkadaşlıkta reddedilen taraf olmak

Merhaba, 27 yaşındayım ve bu yaşıma kadar dışlanma ve reddedilme durumlarını yaşadım. Hala yaşıyorum ve daha da yaşayacakmışım gibi duruyor. İnsanlarla ilişki kurma konusunda kreşten başlayan bir problemim oldu. O zamanlar bile ya tek kişiyle oynardım ya da tek başıma kalırdım. Söylediğim zaman bana inanmayanlar, katılmayanlar olsa da insan ilişkileri konusunda pek becerikli olduğumu düşünmüyorum. Beni etkileyen büyük dışlanma deneyimim ortaokulda oldu. Kreşte de pek arkadaşım yoktu ama o zamanlar daha fazla arkadaş isteğim de yoktu. Kendimde böyle bir problem olduğunu gördüğümde, bunu fark ettiğimde arkadaş sayısını ve arkadaşlıklarımın kalitesini daha fazla dert edinmeye başladım. Gruplara uyum sağlamakta hep sorun yaşadım. Kendimi gruba ait hissetmedim, ait olmak da istemedi bir yanım. Sırf yalnız kalmamak adına uyum sağlamaya çalıştığım oldu. Yalnız kalmak sorun değil aslında, senin seçimin olduğu sürece. Ben bu sorunu çözmek istedim. Çocukluğumdan beri değişim geçirdiğimi ve kendi...