Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Rüyalar

Rüyalarım bazen film gibi oluyor. Uyanıkken aklımda kuramayacağım, bütünlüğünü sağlayamayacağım hikayelerde buluyorum kendimi. Keyifli de oluyor. Beynimiz ne kadar ilginç şeyler beceriyor, bazen korkulacak dereceye ulaşsa da. Rüyada gördüklerimiz algılarımızı etkiliyor, bazen gerçeklikte kendiyle uyuşacak bir şey buluyor ve işte o anda rüyada gördüğünüz şey gerçekmiş gibi yaşanıyor. Gerçeklikte duyumsadığımız şey rüyamıza giriyor, rüyada algıladığımız şey gerçekliğe kayıyor.   Stephen King gibi rüyalarımı kaleme alabilsem ne kadar güzel olurdu. O bir anda kendimi içinde bulduğum dünyalardan romanlar çıkarabilsem, somut bir şeye dökebilsem. Burada bellek, bilinç ve bilinçaltı devreye giriyor işte. Uyandıktan saniyeler sonra kendini o kadar içinde hissettiğin dünya soluklaşıyor, uzaklaşıyor, ayrıntıları yitiriyorsun, silikleşiyor. Daha da ilginci yazmaya hiç yeltenmediğim türde dünyalara gidiyorum, fantastik maceralar yaşıyorum. Bazen içinde bulunduğum dünya karanlık ve distopik de o...

Öfke

Çaresiz bir öfke var üzerimde. Öfkeliyim ve çaresizim. Sisteme öfkeliyim, bana daha iyisini sunmadığı için, öfkeliyim daha iyisini önceden bilmediğim için. Çaresizim çünkü sistemin içindeyim ve ona uymak zorundayım. Bitmiyor. Asla bitmiyor. Yani evet hayat bir yolculuk, öğrenmeyi asla bırakmayacağımız bir yolculuk. Ama… Allah aşkına ya aldığım eğitimin beni yetkin hissettirecek programa sahip olması gerekiyordu. PDR öğrencileri uygulamalı dersler alırken ve meslek hayatına hazır olacak şekilde eğitim görürken psikolojideki bu unutulmuşluk, bu önemsenmemezlik nedir ya? 4 senelik lisans eğitimimi tamamladım ve zaman kaybı olarak görüyorum. Tabiki bana hiçbir şey katmadı değil. Evet öğrendim, psikolog olmanın etiğini öğrendim en temelde. Ama nerede benim öz güvenim. Senin işin beni yalnızca hata yapmaktan korkutmak değil. Senin işin hatayı en aza indirgeyebilecek şekilde bana eğitim vermen ya da bu hatayla baş edebilmeyi öğretmen. Yüksek lisansı bitirdim. Hala yolun başındayım. HALA! Yoru...

Umay

Ilık bir bahar günü. Çimlerin üzerine uzanmış, tepemdeki ağacın yapraklarını izliyordum. Üzerlerine düşen güneş ışığıyla olduklarından daha açık renkte görünüyorlardı. Bir süredir güneşin altında yattığım için ısınmıştım. Fakat hafif bir esinti vardı ve bana baharın kokusunu taşıyordu. Bu koku bana “geliyorum” diyordu. Bir şeylerin başlayacağını hissediyordum. Her bahar içimi böyle bir his kaplar ve sonu hayalkırıklığıyla biter. Vaad edilen sözler yerine gelmemişti çünkü. Beklenilen hiç gelmemişti. Yine de, saflığımdan olsa gerek, her sene aynı sözlere kanıyorum. Yüreğim aynı beklentiyi sürdürüyor. Her sene olduğu gibi bu sene de aynı heyecana sanki ilk defa yaşıyormuşum gibi kapıldım. Sanki çok uzaklardan geliyormuş gibi okulun zili çalınıyor kulaklarıma, öğle arasının bittiğini bildiriyor. Kalkıyorum, içimdeki umudun ve heyecanın yarattığı o bilinmezlik hissiyle aslında çok tahmin edilebilir bir hayatımın olduğu okul binasına doğru yürüyorum.   “Umay! Neredeydin yine?” Beren, ben...

kalbimdeki ağırlık

Bugün kalbimde bir ağırlık var. Neden bilmem… Aslında var bir sebebi, biliyorum. Ama nedense sebepleri sebep olarak kabul edemiyoruz çoğu zaman. Neyse işte. Her şey hüzünlendiriyor beni. Düşünmemem gerekiyormuş gibi hissediyorum. Hiç bir şey yapmadan öylece vakit geçirmek ama bu da canımı sıkıyor. Düşünmemek mümkün mü zaten? Hiç bir şey yapmadan oturmak bile ne kadar işe yaramaz ve tembel olduğumu düşündürüyor. İzlediğim suç dizileri/belgeselleri içimi kararttı. Ben de Kore romantik komedi dizisi izlemeye karar verdim. Bir tanesine başladım, sardı da. Hoşuma gitti. Yine seneler öncesinde olduğu gibi eğlendiriyor bu tür beni. Ama hüzün… Hüzün de hemen o eğlenme anlarının yanında. Çünkü biliyorum. Birçok şansı kaçırdım. Öyle şeyler yaşayamayacağım. Ya benim zor beğenmemden ya da hayalperest olmamdan yaşadıklarım bile o kadar güzel gelmeyecek bana. Bir eşik var biliyorum. O eşiği hiç geçmedim. Oradan bir geçsem daha güzel olabilir her şey. Hayalkırıklıkları olacak tabi. Ama büyüyeceksin, ...