Ana içeriğe atla

sözcüklerimi kaybediyorum

 Büyümek, olgunlaşmak insana birçok şey katıyor fakat aynı zamanda da gençliğinde sahip olduğun birçok şeyi de götürüyor. Artık sanki ne yazmamın bir anlamı var ne konuşmamın. Senelerdir kendime susmayı öğretmeye çalışıyorum ve gerektiğinde konuşmayı. Kendim için doğru zamanda doğru yerde olmayı hala beceremiyorum. Susmaya gelince. Evet, artık çoğunlukla susuyorum. İçim konuşamadıklarımla dolu. Sanki anlamlı sohbetler etmenin bir manası yok gibi. Hani der ya ben isterken dön. Ben artık istemiyorum gibi. Boş konuşmalar kadar sanki saatler sürecek anlamlı konuşmalar da fos gibi. Neye yarıyor ki? Ne değişiyor? Karşıdaki kendini sergiliyor, üstünlük kuruyor, sen ulaşamıyorsun, yeniliyorsun. Çoğu zaman sanki kurmak istediğim cümleleri arıyorum zihnimde ama benden kaçıyorlar. Daha birkaç sene öncesinde anlatacak çok şeyim vardı. Kimse dinlemese de tek başıma yazardım. Anlamlı şeyler üretmek istiyorum. Sıradan değil, bilinen değil. Benden bir parça. Ama sözcükleri bir araya getirip de bir bütün oluşturamıyorum. Anlatmak istediklerim için kelimeleri bulamıyorum. Beynim sanki bir kara delik. Her şey içine sürükleniyor yok almaya. Bir yanım konuşmayı özlüyor. Bir yanım her konuştuğunda pişman oluyor. Susuyorum. Gizli bir kitap gibi saklıyorum bilgimi. Yetmiyor. Daha fazla susmam gerek. İyice kapatmalıyım kendimi. Kimse bir ışıltı göremesin ki ulaşamasın içeri. 

Düşüşüm yalnız olacak. Her dakika yanımda hissettiğim gibi. Sorun değil. Büyümek derimi kalınlaştıracak. Ve biliyorum düşerek öğreneceğim. Buna güvenebilirim, insanların varlığına değil. 

Yazmak benim eski dostum. Onu daha fazla ziyaret etmeliyim. Belki bu şekilde sözcüklerimi geri kazanırım. 




Jülide Özçelik - Kendinle Kalırsın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Rüyalar

Rüyalarım bazen film gibi oluyor. Uyanıkken aklımda kuramayacağım, bütünlüğünü sağlayamayacağım hikayelerde buluyorum kendimi. Keyifli de oluyor. Beynimiz ne kadar ilginç şeyler beceriyor, bazen korkulacak dereceye ulaşsa da. Rüyada gördüklerimiz algılarımızı etkiliyor, bazen gerçeklikte kendiyle uyuşacak bir şey buluyor ve işte o anda rüyada gördüğünüz şey gerçekmiş gibi yaşanıyor. Gerçeklikte duyumsadığımız şey rüyamıza giriyor, rüyada algıladığımız şey gerçekliğe kayıyor.   Stephen King gibi rüyalarımı kaleme alabilsem ne kadar güzel olurdu. O bir anda kendimi içinde bulduğum dünyalardan romanlar çıkarabilsem, somut bir şeye dökebilsem. Burada bellek, bilinç ve bilinçaltı devreye giriyor işte. Uyandıktan saniyeler sonra kendini o kadar içinde hissettiğin dünya soluklaşıyor, uzaklaşıyor, ayrıntıları yitiriyorsun, silikleşiyor. Daha da ilginci yazmaya hiç yeltenmediğim türde dünyalara gidiyorum, fantastik maceralar yaşıyorum. Bazen içinde bulunduğum dünya karanlık ve distopik de o...

bir arkadaşın var

 Bazen acı çekersiniz, anlaşılmak istersiniz ama karşı tarafta bir yankısını bulamazsınız ya, en yakınlarınızda bile. Sonra bir kitap okursunuz, bir şarkı dinlersiniz. Bağ kurarsınız yazarla, şarkıcıyla ya da her kimse. Uzaklarda yaşıyordur, başka bir dili konuşuyordur, hatta ölmüştür çoktan. Fakat günlük hayatta yanınızdan geçip gidenlerden daha yakın hissedersiniz kendinizi ona. Birbirinizin yalnızlığını tanırsınız. Bu hissi paha biçilemez buluyorum.  Lady Gaga'nın bu performansını açıp tekrar tekrar dinliyorum. İçimdeki arkadaşlık hissini hayallerle canlı tutmamı sağlıyor. Başında yaptığı konuşma da beni çok etkiliyor. Bu yüzden her defasında dinlerken o konuşmayı da atlamıyorum kesinlikle. Tam da yukarıda konuştuğum şeyi anlatıyor aslında. Diyor ki; lise zamanlarımda çok zorlu geceler geçirirdim, kaygı içerisinde. Ertesi gün okula gitmek ve dünyayla yüzleşmek istemezdim. İşte o zamanlar bütün gece babamın odasına kapanır ve bu şarkıyı dinlerdim. Ve ekliyor; Carol (Carol Ki...

Arkadaşlıkta reddedilen taraf olmak

Merhaba, 27 yaşındayım ve bu yaşıma kadar dışlanma ve reddedilme durumlarını yaşadım. Hala yaşıyorum ve daha da yaşayacakmışım gibi duruyor. İnsanlarla ilişki kurma konusunda kreşten başlayan bir problemim oldu. O zamanlar bile ya tek kişiyle oynardım ya da tek başıma kalırdım. Söylediğim zaman bana inanmayanlar, katılmayanlar olsa da insan ilişkileri konusunda pek becerikli olduğumu düşünmüyorum. Beni etkileyen büyük dışlanma deneyimim ortaokulda oldu. Kreşte de pek arkadaşım yoktu ama o zamanlar daha fazla arkadaş isteğim de yoktu. Kendimde böyle bir problem olduğunu gördüğümde, bunu fark ettiğimde arkadaş sayısını ve arkadaşlıklarımın kalitesini daha fazla dert edinmeye başladım. Gruplara uyum sağlamakta hep sorun yaşadım. Kendimi gruba ait hissetmedim, ait olmak da istemedi bir yanım. Sırf yalnız kalmamak adına uyum sağlamaya çalıştığım oldu. Yalnız kalmak sorun değil aslında, senin seçimin olduğu sürece. Ben bu sorunu çözmek istedim. Çocukluğumdan beri değişim geçirdiğimi ve kendi...